Ontological Catastrophes and Transcendental Time Machines: Dialectics of Time and Event from Kant and Hegel, across Deleuze and Badiou, towards New Futures

The Spirit shows itself as so impoverished that, like a wanderer in the desert craving for a mere mouthful of water, it seems to crave for its refreshment only the bare feeling of the divine in general. By looking at the little which now satisfies Spirit, we can measure the extent of its loss. ~... Continue Reading →

Advertisements

Three Modalities of the Immanent Infinity: Life, Matter and Thought in Henry, Deleuze and Badiou

Abstract In this essay I attempt to explicate the sense in which Michel Henry’s reductive phenomenology rendering Life as affectivity resonates with Alain Badiou’s subtractive ontology rendering the subject as eternity in time. I claim that these two modes of subjectivity are the two modalities of the Real manifesting itself as quality (Henry’s patheme) and... Continue Reading →

Squaring Nietzsche and Marx: language and capital as social ossification (via Aaron Asphar: poetry, critical theory + philosophy)

Marx’s analysis of production ranks amongst the most thorough and forensic in Western thought, yet for him ‘language’ was a relatively marginal concern. It was theoretically addressed, but not subjected to the kind of interrogation he applied to categories such as labour, money and commodity. Other Marxists addressed language more squarely. An early contribution comes... Continue Reading →

Becoming self-consciousness

Only out of distress or disharmony can the soul create. Indeed, this is in strong resonance with a previous post, Thinking the uncommon, in which I signalled, invoking Erdem’s treatment of Melanie Klein, that uncommon, novel creative thought emerges out of disorienting positions. This necessary condition for the possibility of new thought is delineated by... Continue Reading →

Global Anormalleşme ve Ötesi (Aydınlanma, Post-yapısalcılık ve Eleştirel Teori)

Post-yapısalcılık adlı düşünce akımının son otuz yılda deforme olmakla kalmayıp özündeki ideoloji karşıtı duruşa son derece ters düşen bir şekilde yüceltilerek global kapitalizm dedikleri üretim ilişkileri biçiminin elinde şamar oğlanına döndürüldüğünü artık hepimiz biliyoruz. Ünlü Alman düşünürü Karl Marx’ın tarif ettiği biçimiyle kapitalizm, içinde bulunduğumuz şu günlerde çok daha vahşi bir hal almıştır ve karşıtlarını... Continue Reading →

Mark Fisher: The Interview

  INTRODUCTION by Alex Andrews Mark Fisher’s book ‘Capitalist Realism: Is There No Alternative?’ is a persuasive diagnosis of contemporary society, an analysis of its political impasses and a call for fresh organization and thought. Capitalist Realism for Fisher describes the core of today’s ideological moment, particularly in the aftermath of the financial crisis. Weekend-read... Continue Reading →

Alain Badiou – The Communist Hypothesis

         Now, more than ever, one should insist on what Badiou calls the ‘eternal’ Idea of Communism.  - Slavoj Zizek   A new program for the Left after the death of neoliberalism. ‘We know that communism is the right hypothesis. All those who abandon this hypothesis immediately resign themselves to the market economy, to... Continue Reading →

Marx ile Badiou: Sosyalizmin Ölüm İlanına Düşülmesi Gereken Bazı Notlar

Sosyal, tarihi, siyasi ve kültürel bağlamlarda ölüm ilanları vermenin son dönemlerde moda haline gelmesinden kaynaklanmaktadır sosyalizmin öldüğünü iddia edenlerin sayısında gözlemlenen muazzam artış. Biz ise bu ölüm ilanlarına karşı kayıtsız kalmayı insanımızın menfaati icabı uygun bulmadığımız için sosyalist olduğunu iddia eden, mevcut dünya düzeninin bizi hızla ölüme sürüklediği kanaatine varan ve bu durumdan hiç de... Continue Reading →

Bedensiz Organlar ve Daha Başka Paradokslar

Büyük evlerin küçük odalarında yaşadım, yüksek yerlerdeki alçak adamlarla tanıştım. Çocukluğum can sıkıntısıyla mücadele ederek geçti. Can sıkıntımı yenmek için savaş filmleri izlerdim. O dönemlerde Vietnam savaşı yeni bitmişti ve Amerikanlar savaş filminden başka film çekmiyordu. Savaştan dönüp de topluma adaptasyon sorunu çeken travma kurbanı, üzgün, gücünü yitirmiş, haksızlığa uğradığını düşünen bilge kurban-kahramanlar pek modaydı... Continue Reading →

Yeryüzünün Arka Bahçesinden Notlar

Senden ricam bir süreliğine bir balık olduğunu düşünmendir sevgili okur. Bir balık olarak sen, eğer karşında bir olta görsen, gidip kendini şeytani bir hazla kahkahalar ata ata o oltaya takar mıydın? Kendini bir balığın yerine koyan bir insan olarak ben bunu pek sık yapar ve bundan da büyük bir haz alırım. Hatta bununla da kalmaz... Continue Reading →

Oyunu Bozmak, Oyunu Kurmak ve Reaktif Güçlerin Saçmalıkları

 Aslen Almanya doğumlu olmakla beraber çalışmalarının büyük bir kısmını İngiltere’de yalnızlık içerisinde sürdürmeyi seçen Melanie Klein çocuk psikanalizinin yaratıcısı ve en önemli kuramcısıdır. Freudcu psikanalizden radikal bir kopuş gerçekleştirerek anti-ortodoks, daha doğrusu a-ortodoks, yani durağanlık karşıtı, akışkanlık yanlısı bir duruşu benimseyen ve çocuk gelişimi ve pedagojisi üzerine yaşamı boyunca bıkmadan usanmadan araştırmalar yapan Klein’ın nesne-ilişkileri... Continue Reading →

Algılama Mekanizmasının Kırılması ve Daha Başka Kompleks Realiteler

Eğer dünyayı bir çöp tenekesine benzetecek olursak ve kendimizi de bu çöp tenekesinde yaşayan mikroplar olarak görürsek, birer mikrop olarak “nasıl daha iyi bir hale getirebilirim yaşadığım yeri?” sualiyle baş başa kalmış olarak bulmayız belki kendimizi. Lâkin hayal gücümüzü kullanmak suretiyle böyle garip bir soruyla baş başa kalmış bir mikrop olduğumuzu farzedelim gene de kısa... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑