Ölümlü, Pek Ölümlü: Kitab-ı Nihil ve Postnihilistik Spekülasyonlar

Zamanın uçurumundan ve ötesindeki karanlıktan başka ne görüyorsunuz? - William Shakespeare Kanlı bir yumurta sarısı. Bir çarşafa yayılan yanmış bir delik. Herkesi açmakla tehdit eden öfkeli bir gül. - May Svvenson Dipsiz bir uçurumun içine baktığınız zaman, o da sizin içinize bakar. - Friedrich Nietzsche Baktıkça bakıyorsunuz kendinize, Yetişir! Bu da hiç konuşmayan adam yapıyor... Continue Reading →

Badiou on Kant and Hegel

There are two main philosophical targets of Badiou as he puts in The Subject of Art:[4] Those who identify the body and the subject, in which case creativity can only take the form of experimentation with the limits of the body, an experience of the finitude and complete unity of the body. Death being the limit... Continue Reading →

A Brief Note on Kant

Kant’s initial project was to explicate the difference between “knowing-what” (pure reason) and “knowing-how” (practical reason) in the way of laying the foundations of a scientific metaphysics. Counter to Descartes[1] and Hume[2] he aimed at situating the subject within the limits of what can be known by rational human beings. The Kantian subject is embodied,... Continue Reading →

Ontological Catastrophes and Transcendental Time Machines: Dialectics of Time and Event from Kant and Hegel, across Deleuze and Badiou, towards New Futures

| Download PDF 1 or PDF 2 [Same text, different appearances] | Click Here to Listen | Recommended Voice: Amy (English - GB) The Spirit shows itself as so impoverished that, like a wanderer in the desert craving for a mere mouthful of water, it seems to crave for its refreshment only the bare feeling of the divine in general.... Continue Reading →

The Three Modalities of Immanent Infinity: Life, Matter and Thought in Henry, Deleuze and Badiou

| Download PDF | Click Here to Listen | Voice: Amy (English – UK) Abstract In this essay I attempt to explicate the sense in which Michel Henry’s reductive phenomenology rendering Life as affectivity resonates with Alain Badiou’s subtractive ontology rendering the subject as eternity in time. I claim that these two modes of subjectivity are... Continue Reading →

Hermetico-Promethean Postnihilism

  To begin at the beginning we shall say that philosophy is the dialectical process of truth in time, it is an infinite questioning of that which is known, a continuity in change of the unknown, a practice of situating eternity in time. Without a relation to the requirements of one's own time philosophy may... Continue Reading →

Postnihilistic Speculations on That Which Is Not: A Thought-World According to an Ontology of Non-Being

When everything appears similar, nothing really is... ~ Alain Badiou Reality is that which, when you stop believing in it, doesn’t go away...  ~ Philip K. Dick It is easier to imagine the end of the world than it is to imagine the end of capitalism... ~ Fredric Jameson If you are trapped within the dream... Continue Reading →

Değişim ve Yaratıcılık Mefhumlarına İlişkin Bazı Aşkınsal Ahkâmlar

Deleuze'ün tüm felsefesi insanın yaşayabileceklerini çoğaltmaya yönelikti. Buna insan bilincini genişletme çabası da diyebiliriz aslında. Ama Deleuze'ün kendinden öncekilerden farkı, genişleme için öncelikle kasılmak gerektiği yönündeki saptamasından ileri geliyordu. O, Schelling'e dayanan doğa felsefesinin merkezine genleşip-daralan bir madde yerleştirmişti. Böylelikle statik merkez kavramını akışkan bir şeyle doldurarak içten çökertmek suretiyle ortadan kaldırabileceğini düşünüyordu. Beş duyumuzun... Continue Reading →

Ölübölge Yazıtı

Dünyanın merkezinde ne olduğu konusunda yapılan araştırmaların en önemlisi Japon bir bilim adamının dünyanın merkezindeki koşulları sanal ortamda yaratıp oluşan görüntüyü bilgisayar ekranından gözlemlemeyi mümkün kılan çalışmasıdır. Buna göre dünyanın merkezinde aşırı yoğunlaşmış ateşten kristal ormanları bulunmaktadır. Varlığın özünü oluşturan maddenin plazma veya protoplazma benzeri akışkan bir madde olduğu ise farklı zamanlarda ve farklı suretlerle... Continue Reading →

Melancholia and the Cartesian Subject

  In his lecture On Melancholy and an essay entitled Melancholy and the Act, Slavoj Zizek claims that melancholia occurs not when we lose the object, but rather when the object is still here although we no longer desire it. According to Zizek, melancholia as Freud defines it in Mourning and Melancholia, shouldn’t be interpreted as... Continue Reading →

Transendental Materyalizm, Diyalektik ve Plastisite (Johnston, Zizek, Malabou)

Adrian Johnston 2010 yılında Real Objects/Material Subjects adlı felsefi etkinlikte yaptığı Naturalism or Anti-naturalism? No thanks, both are worse: Science, Materialism and Slavoj Zizek adlı konuşmada Zizek’in ontolojisini neden Transendental Materyalizm diye adlandırdığını net bir şekilde ortaya koyar. Johnston’a göre özelde Zizek’in, genel olarak ise transendental materyalizmin amacı cogito gibi bir öznelliğin olumsuzlayıcılığının/olumsuzluğunun maddi/materyalist varlıktan nasıl... Continue Reading →

Dünyanın Gecesi, Hiçten Cüzi

Hiçten Cüzi: Hegel ve Diyalektik Materyalizmin Gölgesi şeklinde çevirmeyi uygun bulduğum Less Than Nothing: Hegel and the Shadow of Dialectical Materialism adlı son kitabında Slavoj Zizek, Alain Badiou’nun felsefenin dört koşulu olarak öne sürdüğü bilim, politika, sanat ve aşk kavramlarının Alman İdealizmi’nin dört atlısına tekabül ettiğini öne sürer. Buna göre Kant, Newtoncu bilimin felsefi versiyonuyla,... Continue Reading →

Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm (1-4) Afrika Pazar

Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm -1-  AfrikaPazar Sayi 348 Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm -2- AfrikaPazar Sayi 349 Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm -3- AfrikaPazar Sayi 350 Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm  -4- AfrikaPazar Sayi 351

Üç Silahşörler’in Akla Zarar B Plânı

Buraya kadar yazdıklarımızdan da anlaşılacağı üzere ölümsüzlük bilincine ulaşmak için ölümlülük bilincini son noktasına kadar götürüp tersine dönmesini sağlamak gerektiği aşikârdır. Ölümsüzlük teorimize neşter vurmaya meyilli okuyucularımızın muhtemel sorularını daha sorulmadan anlamsız kılmak için özellikle kaleme aldığımız bu değerli bilgiler de paylaşıldığına göre, herhalde artık anlatıya kalındığı yerden devam edilebilir. Peki ama nerede kalmıştık? Tabii... Continue Reading →

Kant-Hegel-Deleuze-Zizek Dörtgeni İçinden Çıkarak Doğanın Sonsuzluğunun İçkin Olduğu Aşkınsal Bir Anlam Dünyası Yaratan Transendental Materyalizm’in Ölümsüz Öznesi Schelling

Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm Evrenin merkezinin dünya olmaktan ziyade güneş olduğunu iddia eden Kopernik Devrimi’nin ve aklın sınırları olduğunu, yani bilebileceklerimizin sonsuz olmadığını öne süren Kant’ın öncülüğünde gerçekleşen Aydınlanma hareketinin gözleri kör etmesi kuvvetle muhtemel bir aydınlığa kavuşmakla ne denli derin bir bağlantı içerisinde olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Akılcılığın ışıkla ilgisi Kopernik ve Kant’tan... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: