Yaratıcı Yazarlık ve Felsefe Söyleşisi (Video)

“Edebiyat, insanın yaşamadıklarını da yazabilmesidir...” "Amaç edebiyat dünyasına nitelikli eserler kazandırmak. Bunu yaparken de  edebiyatın kişisel tecrübeleri kaleme almaktan öte, insanın yaşamadıklarını da yazabilmesini mümkün kıldığını özellikle akılda tutmak lâzım...”   Cengiz Erdem Kıbrıslı bir yazar ama onu başkalarından farklı kılan yanı, içinde yaşattığı felsefi dürtü ile kaleme aldığı kitapları… Sohbetimizde söylediği ‘herkesin önünde soyunmak... Continue Reading →

Advertisements

Ontological Catastrophes and Transcendental Time Machines: Dialectics of Time and Event from Kant and Hegel, across Deleuze and Badiou, towards New Futures

The Spirit shows itself as so impoverished that, like a wanderer in the desert craving for a mere mouthful of water, it seems to crave for its refreshment only the bare feeling of the divine in general. By looking at the little which now satisfies Spirit, we can measure the extent of its loss. ~... Continue Reading →

Three Modalities of the Immanent Infinity: Life, Matter and Thought in Henry, Deleuze and Badiou

Abstract In this essay I attempt to explicate the sense in which Michel Henry’s reductive phenomenology rendering Life as affectivity resonates with Alain Badiou’s subtractive ontology rendering the subject as eternity in time. I claim that these two modes of subjectivity are the two modalities of the Real manifesting itself as quality (Henry’s patheme) and... Continue Reading →

Diyalektiğin Limitleri ve Fenomenler Dünyasının Ötesi: Olmayan’ın Gölgesinde Postnihilistik Spekülasyonlar

Namevcudiyetin Ontolojisi Güneş her gün yeni...  ~ Heraklitus Kitab-ı Nihil ve Post-Nihilistik Spekülasyonlar gündoğumları ve günbatımları boyunca yazılıp nihayete erdikten ve neticede Ölümlü, Pek Ölümlü adını taşıyan tek bir kitaba dönüştükten çok kısa bir süre sonra, sözünü ettiğimiz bu kitaba aynı zamanda hem bir önsöz hem de bir sonsöz niteliği taşıması niyetiyle kaleme alınan bu yazı, Alain Badiou, Michel Henry, Gilles Deleuze ve François... Continue Reading →

Sanat, Felsefe, Politika, Gezi ve Ötesi ~ Rancière, Žižek, Sloterdijk, Erdem, Acar, Jackson, Cage, Virno, Gržinić (Varlık, Eylül 2013)

Dosya: Sanat ve Politika – Jacques Rancière, Slavoj Žižek, Peter Sloterdijk, Cengiz Erdem, Barış Acar, Thomas H. Jackson, John Cage, Paolo Virno, Marina Gržinić SANATIN POLİTİKASI / Dosya / Varlık - Eylül 2013 Sanatın Politikası – Barış Acar Sayfa:3 Gezi Direnişi’yle beraber sanat dünyasında, belki de uzun zamandır tanık olmadığımız kadar canlı bir biçimde, yeniden... Continue Reading →

Alain Badiou’nun Olay Felsefesi ve Gezi Ruhu’nun Hakikati (Varlık Dergisi)

2007 yılında Pier Paolo Pasolini üzerine verdiği Yıkım, Olumsuzlama, Çıkarma (Destruction, Negation, Subtraction) adlı bir seminerde direnmenin, mevcut düzene isyan etmenin en doğal hak olmanın da ötesinde bir sorumluluk olduğunu söyleyen, fakat direnişin farklı formlarda tezahür eden bir yapıya sahip olması sebebiyle dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunduğunun da altını çizen Alain Badiou'nun amacı, olumsuzlamanın... Continue Reading →

Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze

  Bir Ölüm, İki Hayat Gilles Deleuze’ün felsefesi üzerine kaleme aldığı Theatrum Philosophicum adlı makalesinde, “belki de bir gün yüzyılımız Deleuze’ün yüzyılı diye anılacak,” demekte zerre kadar tereddüt etmeyen Michel Foucault’yu haklı çıkaran o kadar çok sebep var ki, bu sebepleri tek tek sıralamaya kalksak ne ömür yeter herhalde, ne de kâğıt. Lâkin yurdumuzdaki son... Continue Reading →

Epictetus: Affirmation as Negation

Do not seek to have events happen as you want them to, but instead want them to happen as they do happen, and your life will go well...[16] ~ Epictetus We continually have to work on turning everything that happens to us in this life into “for the good.” For everything good or bad to become... Continue Reading →

Is Everyman an Island?

Islands are either from before or after humankind.[1] ~ Gilles Deleuze  William Golding’s Lord of The Flies is an allegory of the death-drive inherent in human nature. It is a reversal of Ballantyne’s The Coral Island. In direct opposition to The Coral Island in which three young men establish the British culture on an island after their ship sinks in the... Continue Reading →

Dünyanın Gecesi, Hiçten Cüzi

Hiçten Cüzi: Hegel ve Diyalektik Materyalizmin Gölgesi şeklinde çevirmeyi uygun bulduğum Less Than Nothing: Hegel and the Shadow of Dialectical Materialism adlı son kitabında Slavoj Zizek, Alain Badiou’nun felsefenin dört koşulu olarak öne sürdüğü bilim, politika, sanat ve aşk kavramlarının Alman İdealizmi’nin dört atlısına tekabül ettiğini öne sürer. Buna göre Kant, Newtoncu bilimin felsefi versiyonuyla,... Continue Reading →

Aşkın Hâlleri: Alain Badiou’nun Aşka Övgü’süne düşülen bazı notlar – 2

“İnsan yanmayı ve küllerinden yeniden doğmayı bilmeli,” demişti Nietzsche. Küllerinden yeniden doğan anka kuşu misâli yeniden doğmaya benzer bir duygu durumu olarak anmayı alışkanlık hâline getirdiğimiz aşk süreci, dürtüsel bir etkilenimden veya bilemediniz tutku tabir edebileceğimiz bir yakınlık hissinden bambaşka bir şeydir aslında. Güvenlik hissi yaratmaktansa son derece uzaktır. Tecrübeyle sabit olduğunu tahmin ettiğimiz üzere aşık... Continue Reading →

Aşkın Hâlleri: Alain Badiou’nun Aşka Övgü’süne düşülen bazı notlar – 1

Alain Badiou’nun Nicolas Truong’la aşk üzerine yaptığı bir röportajlar serisinden oluşan Aşka Övgü (In Praise of Love) adlı küçük fakat son derece anlamlı kitapta aşkın dünyayı ikinin penceresinden görebilme kabiliyetini gerektiren bir yaratım süreci olduğu şu sözlerle ifade edilir: Aşk beni göklere çıkarmaz, aşağı da çekmez. Varoluşsal bir öneridir o: Salt sağ kalma itkimden ya da iyice... Continue Reading →

Ölümden Öteye Yol Var: Ölümsüzler Ülkesi Agharta

Hepimizin zamanı geriye döndürmek istediği durumlar muhakkak olmuştur. Durum öyle bir hâl almıştır ki zamanda geriye gidip, yaşadıklarımızı bu sefer hata yapmadan, yani bugünümüzde feci neticeler doğurmadan yaşamak arzusunu taşımaya başlarız. Eğer bunu insanlık olarak yapabilecek kudrete sahip olsaydık büyük ihtimalle bugün içinde bulunduğumuz durum çok farklı bir seyrin neticesi olacak ve haliyle de şimdikinden... Continue Reading →

Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı

‘Beni Bu Dışarıdan Çıkarın’ ve ‘Zeno: Filozofun Bir Ölümlü Olarak Portresi’, Cengiz Erdem’in daha önce yayımlanmış kitapları. Yazar, ‘Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı’ isimli elimizdeki son kitabında ise, dünyadaki tüm televizyon ekran…larının yanı sıra, daha başka ekranların da bilinmeyen sebeplerden dolayı bir anda beyaza bürünmesini ve ardından yaşananları anlatıyor. Bu durum, kaygı verici olayları da beraberinde... Continue Reading →

Olayın Kazandığı Son Derece Komplike Boyut

Zaman zaman hepimizin nefretimize yenik düşüp sonradan pişman olacağımız eylemlere giriştiğimiz muhakkak olmuştur. Haset, kıskançlık, garez gibi duyguların üstesinden gelinmesi en zor duygulardan olduğu, aklın bu tür duygular karşısında çoğu zaman çaresiz kalıp yenik düştüğü bilinen bir gerçektir. Yaşadığımız dünya göz önünde bulundurulduğunda bazen insanın akılcı düşünceyi bir kenara itip her ne pahasına olursa olsun... Continue Reading →

Üç Silahşörler’in Akla Zarar B Plânı

Buraya kadar yazdıklarımızdan da anlaşılacağı üzere ölümsüzlük bilincine ulaşmak için ölümlülük bilincini son noktasına kadar götürüp tersine dönmesini sağlamak gerektiği aşikârdır. Ölümsüzlük teorimize neşter vurmaya meyilli okuyucularımızın muhtemel sorularını daha sorulmadan anlamsız kılmak için özellikle kaleme aldığımız bu değerli bilgiler de paylaşıldığına göre, herhalde artık anlatıya kalındığı yerden devam edilebilir. Peki ama nerede kalmıştık? Tabii... Continue Reading →

Rhizome: Ölümsüzlük Düşüncesi, Kaotik Otonomizasyon, Komünizm ve Dinamik Sistemler Teorisi

Ölümsüzlük düşüncesini saplantı haline getirmiş olmamızın siyasi sebepleri olduğunu artık açıkça ifade etmek istiyoruz. Sayfalardır ölümsüzlük üzerine kestiğimiz ahkamlar sadece tek bir amaca hizmet etmekteydi. Bu amaç ise komünizmin eşitlik fikrinin dini inanışların eşitliği ölümden sonraya erteleyen anlayışına son derece ters düşen bir fikir olduğunu kesin ve net bir şekilde ortaya koymaktı. Bununla da kalınmayacak ve ölüm/yaşam... Continue Reading →

Kant-Hegel-Deleuze-Zizek Dörtgeni İçinden Çıkarak Doğanın Sonsuzluğunun İçkin Olduğu Aşkınsal Bir Anlam Dünyası Yaratan Transendental Materyalizm’in Ölümsüz Öznesi Schelling

Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm Evrenin merkezinin dünya olmaktan ziyade güneş olduğunu iddia eden Kopernik Devrimi’nin ve aklın sınırları olduğunu, yani bilebileceklerimizin sonsuz olmadığını öne süren Kant’ın öncülüğünde gerçekleşen Aydınlanma hareketinin gözleri kör etmesi kuvvetle muhtemel bir aydınlığa kavuşmakla ne denli derin bir bağlantı içerisinde olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Akılcılığın ışıkla ilgisi Kopernik ve Kant’tan... Continue Reading →

Projective Identification and Introjection

Melanie Klein makes a distinction between the introjected objects and the internal objects. The internal objects include the introjected objects as well as the objects of identification and the a priori fantasy images. According to Klein introjection is a defence mechanism against the anxiety and the fear of the horrible inner world of the child.... Continue Reading →

Nature, Culture, and Lacan

To have dismantled love in order to become capable of a greater loving. To have dismantled one’s self in order finally to be alone and meet the true double at the other end of the line. A clandestine passenger on a motionless voyage… -- Deleuze and Guattari, A Thousand Plateaus, 197 According to Lacan a psychoanalysable... Continue Reading →

Kendi Hayâllerinin Kurbanları Olarak Slavoj Zizek’in Film Karakterleri

İdeoloji bireylerin gerçek varoluş koşullarıyla kurdukları hayalî ilişkinin bir temsilidir.[1] İflâh olmaz bir komünist olduğu artık herkes tarafından bilinen Slavoj Zizek’e sıklıkla yöneltilen sorulardan birisi de, acil çözüm bekleyen bu kadar çok siyasi sorun varken, neden doğrudan siyasi mücadeleye yönelik yazılar yazmak yerine lâfı uzatıp popüler sinema eleştirisine yöneldiğidir. Zizek’in söz konusu soruyu sormaya cüret... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑