Badiou and Hegel: Infinity, Dialectics, Subjectivity by Jim Vernon and Antonio Calcagno

DOWNLOAD "Badiou and Hegel: Infinity, Dialectics, Subjectivity offers critical appraisals of two of the dominant figures of the Continental tradition of philosophy, Alain Badiou and G.W.F. Hegel. Jim Vernon and Antonio Calcagno bring together established and emerging authors in Continental philosophy to discuss the relationship between the thinkers, creating a multifarious collection of essays by... Continue Reading →

Science and Metaphysics in The Matrix and eXistenZ

| Listen on YouTube | Download PDF | In his Organs Without Bodies Slavoj Žižek points out Deleuze’s emphasis on the passage from metaphor and towards metamorphosis in terms of the difference between “machines replacing humans” and the “becoming-machine of humans.” The problem is not how to reduce mind to neuronal “material” processes (to replace the... Continue Reading →

Ölümlü, Pek Ölümlü: Kitab-ı Nihil ve Postnihilistik Spekülasyonlar

Zamanın uçurumundan ve ötesindeki karanlıktan başka ne görüyorsunuz? - William Shakespeare Kanlı bir yumurta sarısı. Bir çarşafa yayılan yanmış bir delik. Herkesi açmakla tehdit eden öfkeli bir gül. - May Svvenson Dipsiz bir uçurumun içine baktığınız zaman, o da sizin içinize bakar. - Friedrich Nietzsche Baktıkça bakıyorsunuz kendinize, Yetişir! Bu da hiç konuşmayan adam yapıyor... Continue Reading →

Alain Badiou: What is Called a Failure?

SubSense

The mid-1970s saw the begin­nings of the ebb the ‘red dec­ade’ ushered in by the fourfold cir­cum­stances of national lib­er­a­tion struggles (in Viet­nam and Palestine in par­tic­u­lar), the world­wide stu­dent and youth move­ment (Ger­many, Japan, the USA, Mex­ico . . .), fact­ory revolts (France and Italy) and the Cul­tural Revolu­tion in China. It finds its sub­ject­ive form in a resigned sur­render, in a return to cus­toms — includ­ing elect­oral cus­toms – defer­ence towards the cap­italo-par­lia­ment­arian or ‘West­ern’ order, and the con­vic­tion that to want some­thing bet­ter is to want some­thing worse. It finds its intel­lec­tual form in what, in France, acquired the very strange name of ‘the new philo­sophy’. Des­pite the change of name, we have here, almost unchanged, all the argu­ments of the Amer­ican anti-com­mun­ism of the 1950s: social­ist regimes are loath­some des­pot­isms and bloody dic­tat­or­ships. At the level of the state, this social­ist ‘total­it­ari­an­ism’ must be con­tras­ted with…

View original post 7,166 more words

Ebediyet Edebiyatından Aşkın Ölümsüz Öznesine Bazı Aşkınsal Ahkâmlar

2007 yılında Pier Paolo Pasolini üzerine verdiği Yıkım, Olumsuzlama, Çıkarma (Destruction, Negation, Subtraction) adlı bir seminerde direnmenin, isyan etmenin elbette ki en doğal hak olduğunu söyleyen, fakat direnişin farklı formlarda tezahür eden bir yapıya sahip olması sebebiyle dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunduğunun da altını çizen Alain Badiou‘nun amacı, olumsuzlamanın değil, olumlamanın önce geldiği bir... Continue Reading →

Ontological Catastrophes and Transcendental Time Machines: Dialectics of Time and Event from Kant and Hegel, across Deleuze and Badiou, towards New Futures

| Download PDF 1 or PDF 2 [Same text, different appearances] | Click Here to Listen | Recommended Voice: Amy (English - GB) The Spirit shows itself as so impoverished that, like a wanderer in the desert craving for a mere mouthful of water, it seems to crave for its refreshment only the bare feeling of the divine in general.... Continue Reading →

Alain Badiou on Communism and Multiculturalism

The Red Flag and the Tricolore by Alain Badiou 1. Background: the world situation Today the figure of global capitalism has taken over the entire world. The world is subject to the ruling international oligarchy and enslaved to the abstraction of money – the only recognised universal. Our own time is the painful interval between... Continue Reading →

Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze (Kült Neşriyat eKitap)

“Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze” metni daha önce Gonzo Corpus’un 5. sayısı olan “Varoluşun O Karanlık Dehlizi: Ölüm” içinde yer almıştı. Metnin gözden geçirilip, eklemelerle zenginleştirilmiş bu versiyonu Kült Gonzo Corpus Kitapları’nın ilk parçası olarak okura sunuluyor. Bilen bilir, bilmeyen öğrenir şeklinde düşünecek olursak diyebiliriz ki Deleuze‘ün tüm felsefesi insanın yaşayabileceklerini çoğaltmaya yönelikti. Buna insan... Continue Reading →

Değişim ve Yaratıcılık Mefhumlarına İlişkin Bazı Aşkınsal Ahkâmlar

Deleuze'ün tüm felsefesi insanın yaşayabileceklerini çoğaltmaya yönelikti. Buna insan bilincini genişletme çabası da diyebiliriz aslında. Ama Deleuze'ün kendinden öncekilerden farkı, genişleme için öncelikle kasılmak gerektiği yönündeki saptamasından ileri geliyordu. O, Schelling'e dayanan doğa felsefesinin merkezine genleşip-daralan bir madde yerleştirmişti. Böylelikle statik merkez kavramını akışkan bir şeyle doldurarak içten çökertmek suretiyle ortadan kaldırabileceğini düşünüyordu. Beş duyumuzun... Continue Reading →

Karanlıkta Kalmış Bazı Mevzuları Aydınlığa Kavuşturmak Maksadıyla Gerçekleştirdiğimiz Sıradışı Söyleşi

Sevgili Dr. Lawgiverz, ilk sorumuz size, okuyucularımızın cevabını en çok merak ettiği sorulardan biri, Kitab-ı Nihil’i kim yazdı? Siz mi yazdınız, yoksa televizyonların ve daha başka ekran mekanizmalarının bir anda ortadan kalkıp medyanın görsel imge bakımından sonsuz bir beyazlığa gömüldüğünü öngördüğü Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı adlı kitabı yazdıktan sonra bizzat kendisi de ardında yanıtlanmamış sorular... Continue Reading →

Alain Badiou’nun Olay Felsefesi ve Gezi Ruhu’nun Hakikati (Varlık Dergisi)

2007 yılında Pier Paolo Pasolini üzerine verdiği Yıkım, Olumsuzlama, Çıkarma (Destruction, Negation, Subtraction) adlı bir seminerde direnmenin, mevcut düzene isyan etmenin en doğal hak olmanın da ötesinde bir sorumluluk olduğunu söyleyen, fakat direnişin farklı formlarda tezahür eden bir yapıya sahip olması sebebiyle dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunduğunun da altını çizen Alain Badiou'nun amacı, olumsuzlamanın... Continue Reading →

Ray Brassier on the future and what it means to orient oneself toward it (video)

Raymond Brassier Universities & Education Event Date Fri Jul 19, 2013 4:00pm EDT — Fri Jul 19, 2013 6:00pm EDT About Raymond Brassier is a philosopher and a translator of Alain Badiou and Quentin Meillassoux. Author of Nihil Unbound: Enlightenment and Extinction and a participant in the original “Speculative Realism” conference, he will discuss what... Continue Reading →

Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze

Bir Ölüm, İki Hayat Gilles Deleuze’ün felsefesi üzerine kaleme aldığı Theatrum Philosophicum adlı makalesinde, “belki de bir gün yüzyılımız Deleuze’ün yüzyılı diye anılacak,” demekte zerre kadar tereddüt etmeyen Michel Foucault’yu haklı çıkaran o kadar çok sebep var ki, bu sebepleri tek tek sıralamaya kalksak ne ömür yeter herhalde, ne de kâğıt. Lâkin yurdumuzdaki son derece... Continue Reading →

Türkiye Halkları Ayaklanıyor ~ Alain Badiou

Tüm Türkiye'de eğitimli gençliğin büyük bir bölümü şu anda hükümetin baskıcı ve gerici uygulamalarına karşı büyük bir harekete öncülük ediyor. Bu benim 'Tarihin Uyanışı' adını verdiğim önemli bir andır. Dünyada pek çok ülkede bir kısım entellektüel ve orta sınıf tarafından eşlik edilen ortaokul,lise, üniversite gençliği Mao'nun meşhur sözüne yeniden hayat veriyor: 'İsyan etmek haktır.' Alanları,sokakları... Continue Reading →

What is called Loving? Where does Love come from?

We know so little about one another. We embrace a shadow and love a dream.  ~  Söderberg If you're trapped in the dream of the Other, you're fucked. ~ Deleuze I've actually written two synchronous pieces on this matter, both of which attempt to clarify the issue at stake within a psycho-philosophical context...  Those two articles... Continue Reading →

Aşkın Hâlleri: Alain Badiou’nun Aşka Övgü’süne düşülen bazı notlar – 2

“İnsan yanmayı ve küllerinden yeniden doğmayı bilmeli,” demişti Nietzsche. Küllerinden yeniden doğan anka kuşu misâli yeniden doğmaya benzer bir duygu durumu olarak anmayı alışkanlık hâline getirdiğimiz aşk süreci, dürtüsel bir etkilenimden veya bilemediniz tutku tabir edebileceğimiz bir yakınlık hissinden bambaşka bir şeydir aslında. Güvenlik hissi yaratmaktansa son derece uzaktır. Tecrübeyle sabit olduğunu tahmin ettiğimiz üzere aşık... Continue Reading →

Aşkın Hâlleri: Alain Badiou’nun Aşka Övgü’süne düşülen bazı notlar – 1

Alain Badiou’nun Nicolas Truong’la aşk üzerine yaptığı bir röportajlar serisinden oluşan Aşka Övgü (In Praise of Love) adlı küçük fakat son derece anlamlı kitapta aşkın dünyayı ikinin penceresinden görebilme kabiliyetini gerektiren bir yaratım süreci olduğu şu sözlerle ifade edilir: Aşk beni göklere çıkarmaz, aşağı da çekmez. Varoluşsal bir öneridir o: Salt sağ kalma itkimden ya da iyice... Continue Reading →

Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı

‘Beni Bu Dışarıdan Çıkarın’ ve ‘Zeno: Filozofun Bir Ölümlü Olarak Portresi’, Cengiz Erdem’in daha önce yayımlanmış kitapları. Yazar, ‘Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı’ isimli elimizdeki son kitabında ise, dünyadaki tüm televizyon ekranlarının yanı sıra, daha başka ekranların da bilinmeyen sebeplerden dolayı bir anda beyaza bürünmesini ve ardından yaşananları anlatıyor. Bu durum, kaygı verici olayları da beraberinde... Continue Reading →

Kant-Hegel-Deleuze-Zizek Dörtgeni İçinden Çıkarak Doğanın Sonsuzluğunun İçkin Olduğu Aşkınsal Bir Anlam Dünyası Yaratan Transendental Materyalizm’in Ölümsüz Öznesi Schelling

Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm Evrenin merkezinin dünya olmaktan ziyade güneş olduğunu iddia eden Kopernik Devrimi’nin ve aklın sınırları olduğunu, yani bilebileceklerimizin sonsuz olmadığını öne süren Kant’ın öncülüğünde gerçekleşen Aydınlanma hareketinin gözleri kör etmesi kuvvetle muhtemel bir aydınlığa kavuşmakla ne denli derin bir bağlantı içerisinde olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Akılcılığın ışıkla ilgisi Kopernik ve Kant’tan... Continue Reading →

Dr. Lawgiverz’in Özel Hayatı

Hemen belirtelim, içinde bulunduğumuz yürekler acısı durum, veya bizi zincire vurup tarifi imkânsız acılarla boğuşmak zorunda bırakan bağlamın doğası gereği, gönlümüz el vermese de aklımız göçmen düştüğü için bu noktada sorulması gereken sorunun, bazı okuyucularımızın da iddia ettiği üzere şu olduğuna yürekten inanıyoruz: “Peki ama tüm bunlar olurken Dr. Lawgiverz’in özel hayatı ne vaziyetteydi?” Pek... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: