Yaratıcı Yazarlık ve Felsefe Söyleşisi (Video)

“Edebiyat, insanın yaşamadıklarını da yazabilmesidir...” "Amaç edebiyat dünyasına nitelikli eserler kazandırmak. Bunu yaparken de  edebiyatın kişisel tecrübeleri kaleme almaktan öte, insanın yaşamadıklarını da yazabilmesini mümkün kıldığını özellikle akılda tutmak lâzım...”   Cengiz Erdem Kıbrıslı bir yazar ama onu başkalarından farklı kılan yanı, içinde yaşattığı felsefi dürtü ile kaleme aldığı kitapları… Sohbetimizde söylediği ‘herkesin önünde soyunmak... Continue Reading →

Advertisements

Nihilizmin Önlenemez Yükselişi Karşısında Ne Yapmalı İnsan Olan?

Sözün bitmeye, kelimelerinse kifayetsiz kalmaya yüz tuttuğu yerdeyiz aslında. Gün geçtikçe artan bir hızla boğulmaya devam ediyoruz bu lânetli coğrafyada. Umutsuzluktan depresyona, oradan da kapkaranlık bir melankoliye doğru giden bir seyir izliyor varlığımız. Aşağıdaki yazı ise elbette ki ne dertlere derman olacak potansiyele sahiptir, ne de yaralara merhem olabilir bu şartlar altında. Lâkin içinde bulunduğumuz... Continue Reading →

Diyalektiğin Limitleri ve Fenomenler Dünyasının Ötesi: Olmayan’ın Gölgesinde Postnihilistik Spekülasyonlar

Namevcudiyetin Ontolojisi Güneş her gün yeni...  ~ Heraklitus Kitab-ı Nihil ve Post-Nihilistik Spekülasyonlar gündoğumları ve günbatımları boyunca yazılıp nihayete erdikten ve neticede Ölümlü, Pek Ölümlü adını taşıyan tek bir kitaba dönüştükten çok kısa bir süre sonra, sözünü ettiğimiz bu kitaba aynı zamanda hem bir önsöz hem de bir sonsöz niteliği taşıması niyetiyle kaleme alınan bu yazı, Alain Badiou, Michel Henry, Gilles Deleuze ve François... Continue Reading →

Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze (Kült Neşriyat eKitap)

“Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze” metni daha önce Gonzo Corpus’un 5. sayısı olan “Varoluşun O Karanlık Dehlizi: Ölüm” içinde yer almıştı. Metnin gözden geçirilip, eklemelerle zenginleştirilmiş bu versiyonu Kült Gonzo Corpus Kitapları’nın ilk parçası olarak okura sunuluyor. Bilen bilir, bilmeyen öğrenir şeklinde düşünecek olursak diyebiliriz ki Deleuze‘ün tüm felsefesi insanın yaşayabileceklerini çoğaltmaya yönelikti. Buna insan... Continue Reading →

Değişim ve Yaratıcılık Mefhumlarına İlişkin Bazı Aşkınsal Ahkâmlar

Deleuze'ün tüm felsefesi insanın yaşayabileceklerini çoğaltmaya yönelikti. Buna insan bilincini genişletme çabası da diyebiliriz aslında. Ama Deleuze'ün kendinden öncekilerden farkı, genişleme için öncelikle kasılmak gerektiği yönündeki saptamasından ileri geliyordu. O, Schelling'e dayanan doğa felsefesinin merkezine genleşip-daralan bir madde yerleştirmişti. Böylelikle statik merkez kavramını akışkan bir şeyle doldurarak içten çökertmek suretiyle ortadan kaldırabileceğini düşünüyordu. Beş duyumuzun... Continue Reading →

FMHS-23 ~ Ebediyet Edebiyatı ~

Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı

tv head propaganda

Ebediyet Edebiyatı

Herkesin anılarını yazmayı alışkanlık haline getirdiği, insanların anılarının paylaşılmaya değecek kadar önemli olduğunu düşünmekte zerre kadar tereddüt etmediği, ve hatta bununla da kalmayıp anılarını yazıp basmayı marifet bellediği bir dönemden geçmekte olduğumuzu göz önünde bulundurarak ben de modaya uydum ve şu anda okumakta olduğunuz bu kitabı yazmaya koyuldum. Ama benim ötekilerden farkım yazmakta olduklarımın geçmişte yaşadıklarımdan ibaret olmaktan ziyade, geçmişte yaşadıklarımın şimdim ve olası geleceğim üzerindeki etkilerini konu alması. Yani hayli spekülatif bir denemeyle karşı karşıyayız burada. Bu gerekli teferruatı da paylaştığımıza göre herhalde artık işin özüne inebilir ve konudan uzaklaşmak pahasına neden insanların büyük bir kısmının kendilerinden üstün olduğunu bildikleri diğer insanların kuyusunu kazmaya meyilli oldukları üzerine bir miktar ahkâm kesebiliriz. İstisnaların kaideyi bozmaya muktedir olduğunu da akılda tutarak bu konuda şunu söyleyebiliriz ki, aşağılık kompleksi sosyal hayata üstünlük kompleksi şeklinde yansıyan patolojik bir ruhsal durumdur. Ruh doktorları kendilerinin de aynı sorundan mustarip olduklarını bildikleri için olsa…

View original post 3,394 more words

Ölübölge Yazıtı

Dünyanın merkezinde ne olduğu konusunda yapılan araştırmaların en önemlisi Japon bir bilim adamının dünyanın merkezindeki koşulları sanal ortamda yaratıp oluşan görüntüyü bilgisayar ekranından gözlemlemeyi mümkün kılan çalışmasıdır. Buna göre dünyanın merkezinde aşırı yoğunlaşmış ateşten kristal ormanları bulunmaktadır. Varlığın özünü oluşturan maddenin plazma veya protoplazma benzeri akışkan bir madde olduğu ise farklı zamanlarda ve farklı suretlerle... Continue Reading →

Karanlıkta Kalmış Bazı Mevzuları Aydınlığa Kavuşturmak Maksadıyla Gerçekleştirdiğimiz Sıradışı Söyleşi

Sevgili Dr. Lawgiverz, ilk sorumuz size, okuyucularımızın cevabını en çok merak ettiği sorulardan biri, Kitab-ı Nihil’i kim yazdı? Siz mi yazdınız, yoksa televizyonların ve daha başka ekran mekanizmalarının bir anda ortadan kalkıp medyanın görsel imge bakımından sonsuz bir beyazlığa gömüldüğünü öngördüğü Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı adlı kitabı yazdıktan sonra bizzat kendisi de ardında yanıtlanmamış sorular... Continue Reading →

Sanat, Felsefe, Politika, Gezi ve Ötesi ~ Rancière, Žižek, Sloterdijk, Erdem, Acar, Jackson, Cage, Virno, Gržinić (Varlık, Eylül 2013)

Dosya: Sanat ve Politika – Jacques Rancière, Slavoj Žižek, Peter Sloterdijk, Cengiz Erdem, Barış Acar, Thomas H. Jackson, John Cage, Paolo Virno, Marina Gržinić SANATIN POLİTİKASI / Dosya / Varlık - Eylül 2013 Sanatın Politikası – Barış Acar Sayfa:3 Gezi Direnişi’yle beraber sanat dünyasında, belki de uzun zamandır tanık olmadığımız kadar canlı bir biçimde, yeniden... Continue Reading →

Alain Badiou’nun Olay Felsefesi ve Gezi Ruhu’nun Hakikati (Varlık Dergisi)

2007 yılında Pier Paolo Pasolini üzerine verdiği Yıkım, Olumsuzlama, Çıkarma (Destruction, Negation, Subtraction) adlı bir seminerde direnmenin, mevcut düzene isyan etmenin en doğal hak olmanın da ötesinde bir sorumluluk olduğunu söyleyen, fakat direnişin farklı formlarda tezahür eden bir yapıya sahip olması sebebiyle dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunduğunun da altını çizen Alain Badiou'nun amacı, olumsuzlamanın... Continue Reading →

Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze

  Bir Ölüm, İki Hayat Gilles Deleuze’ün felsefesi üzerine kaleme aldığı Theatrum Philosophicum adlı makalesinde, “belki de bir gün yüzyılımız Deleuze’ün yüzyılı diye anılacak,” demekte zerre kadar tereddüt etmeyen Michel Foucault’yu haklı çıkaran o kadar çok sebep var ki, bu sebepleri tek tek sıralamaya kalksak ne ömür yeter herhalde, ne de kâğıt. Lâkin yurdumuzdaki son... Continue Reading →

Türkiye Halkları Ayaklanıyor ~ Alain Badiou

Tüm Türkiye'de eğitimli gençliğin büyük bir bölümü şu anda hükümetin baskıcı ve gerici uygulamalarına karşı büyük bir harekete öncülük ediyor. Bu benim 'Tarihin Uyanışı' adını verdiğim önemli bir andır. Dünyada pek çok ülkede bir kısım entellektüel ve orta sınıf tarafından eşlik edilen ortaokul,lise, üniversite gençliği Mao'nun meşhur sözüne yeniden hayat veriyor: 'İsyan etmek haktır.' Alanları,sokakları... Continue Reading →

Transendental Materyalizm, Diyalektik ve Plastisite (Johnston, Zizek, Malabou)

Adrian Johnston 2010 yılında Real Objects/Material Subjects adlı felsefi etkinlikte yaptığı Naturalism or Anti-naturalism? No thanks, both are worse: Science, Materialism and Slavoj Zizek adlı konuşmada Zizek’in ontolojisini neden Transendental Materyalizm diye adlandırdığını net bir şekilde ortaya koyar. Johnston’a göre özelde Zizek’in, genel olarak ise transendental materyalizmin amacı cogito gibi bir öznelliğin olumsuzlayıcılığının/olumsuzluğununmaddi varlıktan nasıl doğduğunu... Continue Reading →

Dünyanın Gecesi, Hiçten Cüzi

Hiçten Cüzi: Hegel ve Diyalektik Materyalizmin Gölgesi şeklinde çevirmeyi uygun bulduğum Less Than Nothing: Hegel and the Shadow of Dialectical Materialism adlı son kitabında Slavoj Zizek, Alain Badiou’nun felsefenin dört koşulu olarak öne sürdüğü bilim, politika, sanat ve aşk kavramlarının Alman İdealizmi’nin dört atlısına tekabül ettiğini öne sürer. Buna göre Kant, Newtoncu bilimin felsefi versiyonuyla,... Continue Reading →

Aşkın Hâlleri: Alain Badiou’nun Aşka Övgü’süne düşülen bazı notlar – 2

“İnsan yanmayı ve küllerinden yeniden doğmayı bilmeli,” demişti Nietzsche. Küllerinden yeniden doğan anka kuşu misâli yeniden doğmaya benzer bir duygu durumu olarak anmayı alışkanlık hâline getirdiğimiz aşk süreci, dürtüsel bir etkilenimden veya bilemediniz tutku tabir edebileceğimiz bir yakınlık hissinden bambaşka bir şeydir aslında. Güvenlik hissi yaratmaktansa son derece uzaktır. Tecrübeyle sabit olduğunu tahmin ettiğimiz üzere aşık... Continue Reading →

Aşkın Hâlleri: Alain Badiou’nun Aşka Övgü’süne düşülen bazı notlar – 1

Alain Badiou’nun Nicolas Truong’la aşk üzerine yaptığı bir röportajlar serisinden oluşan Aşka Övgü (In Praise of Love) adlı küçük fakat son derece anlamlı kitapta aşkın dünyayı ikinin penceresinden görebilme kabiliyetini gerektiren bir yaratım süreci olduğu şu sözlerle ifade edilir: Aşk beni göklere çıkarmaz, aşağı da çekmez. Varoluşsal bir öneridir o: Salt sağ kalma itkimden ya da iyice... Continue Reading →

Ölümden Öteye Yol Var: Ölümsüzler Ülkesi Agharta

Hepimizin zamanı geriye döndürmek istediği durumlar muhakkak olmuştur. Durum öyle bir hâl almıştır ki zamanda geriye gidip, yaşadıklarımızı bu sefer hata yapmadan, yani bugünümüzde feci neticeler doğurmadan yaşamak arzusunu taşımaya başlarız. Eğer bunu insanlık olarak yapabilecek kudrete sahip olsaydık büyük ihtimalle bugün içinde bulunduğumuz durum çok farklı bir seyrin neticesi olacak ve haliyle de şimdikinden... Continue Reading →

Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı

‘Beni Bu Dışarıdan Çıkarın’ ve ‘Zeno: Filozofun Bir Ölümlü Olarak Portresi’, Cengiz Erdem’in daha önce yayımlanmış kitapları. Yazar, ‘Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı’ isimli elimizdeki son kitabında ise, dünyadaki tüm televizyon ekran…larının yanı sıra, daha başka ekranların da bilinmeyen sebeplerden dolayı bir anda beyaza bürünmesini ve ardından yaşananları anlatıyor. Bu durum, kaygı verici olayları da beraberinde... Continue Reading →

Olayın Kazandığı Son Derece Komplike Boyut

Zaman zaman hepimizin nefretimize yenik düşüp sonradan pişman olacağımız eylemlere giriştiğimiz muhakkak olmuştur. Haset, kıskançlık, garez gibi duyguların üstesinden gelinmesi en zor duygulardan olduğu, aklın bu tür duygular karşısında çoğu zaman çaresiz kalıp yenik düştüğü bilinen bir gerçektir. Yaşadığımız dünya göz önünde bulundurulduğunda bazen insanın akılcı düşünceyi bir kenara itip her ne pahasına olursa olsun... Continue Reading →

Üç Silahşörler’in Akla Zarar B Plânı

Buraya kadar yazdıklarımızdan da anlaşılacağı üzere ölümsüzlük bilincine ulaşmak için ölümlülük bilincini son noktasına kadar götürüp tersine dönmesini sağlamak gerektiği aşikârdır. Ölümsüzlük teorimize neşter vurmaya meyilli okuyucularımızın muhtemel sorularını daha sorulmadan anlamsız kılmak için özellikle kaleme aldığımız bu değerli bilgiler de paylaşıldığına göre, herhalde artık anlatıya kalındığı yerden devam edilebilir. Peki ama nerede kalmıştık? Tabii... Continue Reading →

Rhizome: Ölümsüzlük Düşüncesi, Kaotik Otonomizasyon, Komünizm ve Dinamik Sistemler Teorisi

Ölümsüzlük düşüncesini saplantı haline getirmiş olmamızın siyasi sebepleri olduğunu artık açıkça ifade etmek istiyoruz. Sayfalardır ölümsüzlük üzerine kestiğimiz ahkamlar sadece tek bir amaca hizmet etmekteydi. Bu amaç ise komünizmin eşitlik fikrinin dini inanışların eşitliği ölümden sonraya erteleyen anlayışına son derece ters düşen bir fikir olduğunu kesin ve net bir şekilde ortaya koymaktı. Bununla da kalınmayacak ve ölüm/yaşam... Continue Reading →

Kant-Hegel-Deleuze-Zizek Dörtgeni İçinden Çıkarak Doğanın Sonsuzluğunun İçkin Olduğu Aşkınsal Bir Anlam Dünyası Yaratan Transendental Materyalizm’in Ölümsüz Öznesi Schelling

Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm Evrenin merkezinin dünya olmaktan ziyade güneş olduğunu iddia eden Kopernik Devrimi’nin ve aklın sınırları olduğunu, yani bilebileceklerimizin sonsuz olmadığını öne süren Kant’ın öncülüğünde gerçekleşen Aydınlanma hareketinin gözleri kör etmesi kuvvetle muhtemel bir aydınlığa kavuşmakla ne denli derin bir bağlantı içerisinde olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Akılcılığın ışıkla ilgisi Kopernik ve Kant’tan... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑