Diyalektiğin Limitleri ve Fenomenler Dünyasının Ötesi: Olmayan’ın Gölgesinde Postnihilistik Spekülasyonlar

Namevcudiyetin Ontolojisi Güneş her gün yeni...  ~ Heraklitus Kitab-ı Nihil ve Post-Nihilistik Spekülasyonlar gündoğumları ve günbatımları boyunca yazılıp nihayete erdikten ve neticede Ölümlü, Pek Ölümlü adını taşıyan tek bir kitaba dönüştükten çok kısa bir süre sonra, sözünü ettiğimiz bu kitaba aynı zamanda hem bir önsöz hem de bir sonsöz niteliği taşıması niyetiyle kaleme alınan bu yazı, Alain Badiou, Michel Henry, Gilles Deleuze ve François... Continue Reading →

Advertisements

Ölübölge Yazıtı

Dünyanın merkezinde ne olduğu konusunda yapılan araştırmaların en önemlisi Japon bir bilim adamının dünyanın merkezindeki koşulları sanal ortamda yaratıp oluşan görüntüyü bilgisayar ekranından gözlemlemeyi mümkün kılan çalışmasıdır. Buna göre dünyanın merkezinde aşırı yoğunlaşmış ateşten kristal ormanları bulunmaktadır. Varlığın özünü oluşturan maddenin plazma veya protoplazma benzeri akışkan bir madde olduğu ise farklı zamanlarda ve farklı suretlerle... Continue Reading →

Karanlıkta Kalmış Bazı Mevzuları Aydınlığa Kavuşturmak Maksadıyla Gerçekleştirdiğimiz Sıradışı Söyleşi

Sevgili Dr. Lawgiverz, ilk sorumuz size, okuyucularımızın cevabını en çok merak ettiği sorulardan biri, Kitab-ı Nihil’i kim yazdı? Siz mi yazdınız, yoksa televizyonların ve daha başka ekran mekanizmalarının bir anda ortadan kalkıp medyanın görsel imge bakımından sonsuz bir beyazlığa gömüldüğünü öngördüğü Fantezi Makinesinde Hakikat Sızıntısı adlı kitabı yazdıktan sonra bizzat kendisi de ardında yanıtlanmamış sorular... Continue Reading →

Ölümden Öteye Yol Var: Ölümsüzler Ülkesi Agharta

Hepimizin zamanı geriye döndürmek istediği durumlar muhakkak olmuştur. Durum öyle bir hâl almıştır ki zamanda geriye gidip, yaşadıklarımızı bu sefer hata yapmadan, yani bugünümüzde feci neticeler doğurmadan yaşamak arzusunu taşımaya başlarız. Eğer bunu insanlık olarak yapabilecek kudrete sahip olsaydık büyük ihtimalle bugün içinde bulunduğumuz durum çok farklı bir seyrin neticesi olacak ve haliyle de şimdikinden... Continue Reading →

Olayın Kazandığı Son Derece Komplike Boyut

Zaman zaman hepimizin nefretimize yenik düşüp sonradan pişman olacağımız eylemlere giriştiğimiz muhakkak olmuştur. Haset, kıskançlık, garez gibi duyguların üstesinden gelinmesi en zor duygulardan olduğu, aklın bu tür duygular karşısında çoğu zaman çaresiz kalıp yenik düştüğü bilinen bir gerçektir. Yaşadığımız dünya göz önünde bulundurulduğunda bazen insanın akılcı düşünceyi bir kenara itip her ne pahasına olursa olsun... Continue Reading →

Üç Silahşörler’in Akla Zarar B Plânı

Buraya kadar yazdıklarımızdan da anlaşılacağı üzere ölümsüzlük bilincine ulaşmak için ölümlülük bilincini son noktasına kadar götürüp tersine dönmesini sağlamak gerektiği aşikârdır. Ölümsüzlük teorimize neşter vurmaya meyilli okuyucularımızın muhtemel sorularını daha sorulmadan anlamsız kılmak için özellikle kaleme aldığımız bu değerli bilgiler de paylaşıldığına göre, herhalde artık anlatıya kalındığı yerden devam edilebilir. Peki ama nerede kalmıştık? Tabii... Continue Reading →

Dr. Lawgiverz’in Özel Hayatı

Hemen belirtelim, içinde bulunduğumuz yürekler acısı durum, veya bizi zincire vurup tarifi imkânsız acılarla boğuşmak zorunda bırakan bağlamın doğası gereği, gönlümüz el vermese de aklımız göçmen düştüğü için bu noktada sorulması gereken sorunun, bazı okuyucularımızın da iddia ettiği üzere şu olduğuna yürekten inanıyoruz: “Peki ama tüm bunlar olurken Dr. Lawgiverz’in özel hayatı ne vaziyetteydi?” Pek... Continue Reading →

Geçici Otonom Bölge: Henüz Ölmemiş Ölüler

Aslen Almanya doğumlu olmakla birlikte Sorbonne’da doktorasını tamamladıktan sonraki çalışmalarının çoğunu İngiltere’de yalnızlık içinde sürdürmüş ve karısıyla tanışıp evlendikten sonra da uzun yıllar Londra’da yaşamıştı Dr. Lawgiverz. Karısından ayrıldıktan sonra hayatı alt-üst olan doktorun bunalımdan çıkmak için tek şansı yeni diyarlara doğru yeni yelkenler açmak ve yeni insanlarla tanışmaktı, ki nitekim o da öyle yapmıştı... Continue Reading →

Kardeş Ruhlar Buluşunca

Deneyler yapmak ve yaptığı deneylerin sonuçlarını insanlarla paylaşmak için yaratılmış bir insan olan Takamuro Kootaro, çocukluğunda okuduğu bilim-kurgu romanlarının etkisiyle vurmuştu kendini bilime. Özellikle H.P. Lovecraft’ın kitaplarında okuduğu doğa-üstü hadiseleri gerçek sanıyor, yıllar geçtikçe dizginlenmesi namümkün bir hâl alan hayâl gücü, onu Frankenstein, veya bilemediniz Dr. Jekyll and Mr. Hyde gibi bir çılgına çeviriyordu. Anne... Continue Reading →

Soğuklar ve Savaşlar

Güneşin bir anda değil de yavaş yavaş söneceğini, bir roman olmak yolunda ağır fakat emin adımlarla ilerleyen anlatımızın başlarında belirtmiştik sanırız. Hava sıcaklıklarında yaşanan ani düşüşler, derecelerin mevsim normallerinin altında seyretmesine sebebiyet vermeye başlamıştır nitekim işte. Hava o kadar soğumuştur ki artık Afrika ve Arap Yarımdası’nda bile kar yağmaktadır. Çöller kutuplara, kutuplar dev birer buz... Continue Reading →

Aklın sınırlarına ve ötesindeki sonsuzluğa yaptığı yolculuklarda Kant hep yalnızdı

Konferans bittikten sonra derin bir hayâl kırıklığına uğramış vaziyette devletler platformunun kendilerine tahsis ettiği eve dönen üç silahşörler, kara kara istihbarat teşkilatı baş sorumlusuna ne diyeceklerini düşünmektedir. Müfettiş ve çavuş kendi ülkelerindeki istihbarat birimlerinin nasıl olup da bu kadar vahim bir hataya düşmüş olabileceği üzerine binbir dereden su getirmeye çalışırken, şef “kesin sesinizi, bir çuval... Continue Reading →

Ölüm ve Kapitalizm Konferansı

Araya pek çok ahkâm tohumu serpiştirdiğimizin farkındayız. Lâkin farkında olduğumuz bir başka şey de bizim, bu anlatının yazarı ve/veya yazarları olarak, okuyucularımıza sadece zevk vermek ve hoş vakit geçirmelerini sağlamak için yazmadığımız gerçeğidir. Son derece önemli mevzuları mercek altına alıyoruz burada; anlatıya ara vermişsek insanlığın geleceğine dair birtakım endişeler taşıyor oluşumuzdandır. Her neyse, lâfı daha... Continue Reading →

Kopernik Devrimi, Aydınlanma, Körlük ve Durumun Vehameti

Ertesi sabah uyanıp devletler platformu ne verdiyse, ki sadece bisküvi ve neskahve vermişti, onu yedikten-içtikten, pijamalarını ve içi muflonlu terliklerini çıkarıp tertemiz elbiselerini ve ayakkabılarını giydikten sonra üç silahşörler Spekülatif Realizm’le ilgili konferansın yapılacağı Birkbeck Üniversitesi Sosyal ve İnsani Bilimler Enstitüsü’ne doğru yola koyulurlar. Elbette ki kendilerine henüz bir araba bile tahsis edilmediği için Liverpool... Continue Reading →

Üç Silahşörler ve Dr. Lawgiverz

Üst Düzey Bir Araştırma Komisyonu’nun ilk icraatı Dr. Lawgiverz’i bulup sistemin temellerini dinamitlemesini engellemek için yargıya havale etmek üzere üç siyasi polis memuru görevlendirmek olur. Üç farklı ülkeden seçilen ve kendi ülkelerinde işlerinin ehli olduklarını ispatlamış bu üç siyasi polisin biri şef, biri müfettiş, diğeri de basit bir çavuştur. Öncelikle üçünün de konuşabildiği ortak bir... Continue Reading →

Yüksek Yerlerdeki Alçak Adamlar

Ölümün bu denli yakınlaşmış olması elbette ki o güne dek eşi benzeri görülmemiş bir karmaşa yaratacaktı dünyada. Ne de olsa hepimiz bir gün mutlaka öleceğimizi bilsek de bunun tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini asla bilemeyiz, tabii eğer ölümcül bir hastalığa yakalanmışsak ve ölüm tarihimiz işinin ehli bir doktor tarafından matematiksel bir şaşmazlıkla saptanmamışsa. Ayrıca, gerçekleşecek... Continue Reading →

Zamanın Sonu ve Sonsuzluğun Başlangıcı

Güneşin 4.5 yıl içerisinde sönmesi neticesinde dünyamızdaki tüm yaşamın son bulacağı yönündeki spekülasyonların son dakika haberi olarak manşetlere taşındığı o mübarek geceden tam bir yıl önce dünyadaki tüm televizyon ekranlarının bilinmeyen bir sebepten ötürü beyazlara bürünmesinin olası sebepleri üzerine derin düşüncelere dalmıştı Dr. Lawgiverz. Hatırlanacağı üzere bir kitap önce televizyonları takiben bir hafta gibi kısa... Continue Reading →

Ölümlüler, Ölümsüzler ve Spekülatif Realistler

Zamanın Sonu ve Sonsuzluğun Başlangıcı [1]  Güneşin 4.5 yıl içerisinde sönmesi neticesinde dünyamızdaki yaşamın son bulacağı yönündeki spekülasyonların son dakika haberi olarak manşetlere taşındığı o mübarek gecede Dr. Lawgiverz bir yıl önce dünyadaki tüm televizyon ekranlarının bilinmeyen bir sebepten ötürü beyazlara bürünmesinin olası sebepleri üzerine derin düşüncelere dalmıştı. Hatırlanacağı üzere bir kitap önce televizyonları takiben... Continue Reading →

Kavramsal Persona

Bu kitabın büyük bir kısmı bilinmeyen bir sebepten ötürü ya gün doğumunda, ya da gün batımında yazıldı. Kitabın kurgusu ile ne gibi bir ilişki içerisinde olduğu şimdilik muamma olan bu bariz ve/fakat sözcüklere dökülmesi şart teferruatı neden okuyucuyla paylaşma ihtiyacı duyduğunu ise O bile bilmiyor. Gilles Deleuze’ün deyimiyle bu kitabın yazarının kavramsal personası, Fernando Pessoa’nın... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑