Three Modalities of the Immanent Infinity: Life, Matter and Thought in Henry, Deleuze and Badiou

Abstract In this essay I attempt to explicate the sense in which Michel Henry’s reductive phenomenology rendering Life as affectivity resonates with Alain Badiou’s subtractive ontology rendering the subject as eternity in time. I claim that these two modes of subjectivity are the two modalities of the Real manifesting itself as quality (Henry’s patheme) and... Continue Reading →

Advertisements

Hermetico-Promethean Postnihilism

  To begin at the beginning we shall say that philosophy is the dialectical process of truth in time, it is an infinite questioning of that which is known, a continuity in change of the unknown, a practice of situating eternity in time. Without a relation to the requirements of one's own time philosophy may... Continue Reading →

Ölümsüzlük Teorisi ve Gilles Deleuze

  Bir Ölüm, İki Hayat Gilles Deleuze’ün felsefesi üzerine kaleme aldığı Theatrum Philosophicum adlı makalesinde, “belki de bir gün yüzyılımız Deleuze’ün yüzyılı diye anılacak,” demekte zerre kadar tereddüt etmeyen Michel Foucault’yu haklı çıkaran o kadar çok sebep var ki, bu sebepleri tek tek sıralamaya kalksak ne ömür yeter herhalde, ne de kâğıt. Lâkin yurdumuzdaki son... Continue Reading →

On Civilised Progress and Barbaric Regress

One simply cannot conceal from oneself what all the willing that has received its direction from the ascetic ideal actually expresses: this hatred of the human, still more of the animal, still more of the material, this abhorrence of the senses, of reason itself, this fear of happiness and of beauty, this longing away from... Continue Reading →

Kant-Hegel-Deleuze-Zizek Dörtgeni İçinden Çıkarak Doğanın Sonsuzluğunun İçkin Olduğu Aşkınsal Bir Anlam Dünyası Yaratan Transendental Materyalizm’in Ölümsüz Öznesi Schelling

Spekülatif Realizm ve Transendental Materyalizm Evrenin merkezinin dünya olmaktan ziyade güneş olduğunu iddia eden Kopernik Devrimi’nin ve aklın sınırları olduğunu, yani bilebileceklerimizin sonsuz olmadığını öne süren Kant’ın öncülüğünde gerçekleşen Aydınlanma hareketinin gözleri kör etmesi kuvvetle muhtemel bir aydınlığa kavuşmakla ne denli derin bir bağlantı içerisinde olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Akılcılığın ışıkla ilgisi Kopernik ve Kant’tan... Continue Reading →

Ecinniler ve Dostoyevski (via Mutlak Töz)

"Ben Cinler’i Avrupa’nın kenarlarında, merkezden uzak, Batı hayalleri ve Allah’ın varlığı-yokluğu bunalımları içerisinde yaşayan radikal aydınların saklamak istedikleri utanç verici sırlarını haykıran bir kitap olarak gördüm.“ Cinler’in Önsöz’ünde, Orhan Pamuk Nietzsche’nin filozof mu yoksa bir sanatçı mı, düşünür mü yoksa bir şair mi olduğunu tartışabildiğimiz gibi, Dostoyeski’nin  bir sanatçı mı yoksa bir düşünür mü olduğunu... Continue Reading →

The Nietzschean Subject

Nietzsche creates the concept of bad conscience as the generator of illness, which is in turn fed by the illness it generates, giving birth to the man of ressentiment.[1] Nietzsche’s ressentiment is what Melanie Klein calls envy. To be able to see the link between envy/ressentiment and the will to nothingness/the life-death drives, I shall... Continue Reading →

Dark Chemistry > Alien Manifesto: The Interrogation of the Real – Speculations on Realism and Materialism (via Object-Oriented Philosophy)

What we witness in this time is Aldous Huxley’s Brave New World turning into Rave New World. A world in which the well known and the so called lines between mind and body, fantasy and reality, nature and culture, organic and inorganic, life and death, are not just blurred, but have completely disappeared. And yet,... Continue Reading →

nihilizm meselesi (via Mutlak Töz)

Buradaki yazıların kimi önemli başlıklarında, özellikle insan doğası, siyasetin olanakları, bilginin geçerliliği ve toplumsal yapının anlamı üzerine olanlarda, farklı görüşlerden arkadaşların tepkisi yer yer söylemeye çalıştığım şeyin nihilizm olduğu; ya da sonuç olarak nihilizme vardığı/varacağı şeklindeydi. Nihilizm dendiğinde de bir sınıra gelinmiş olunuyordu açıkcası; tamamen olumsuz anlamlarla yerleşik hale gelmiş nihilizm düşüncesinin belirlediği bir sınırdı bu... Continue Reading →

The Unhappy Consciousness, or, Stoics and Sceptics locked in Klein’s projection-introjection mechanism

In Phenomenology of Spirit Hegel attempts to write a mythology of creation and a creation of mythology in one simultaneous movement in two opposite directions at once. Intimately implicating the process of creation in error and misrecognition, Phenomenology of Spirit is a narrative of the subject’s endless process of negotiating with the world and with... Continue Reading →

Collapse Vol. III: Unknown Deleuze [+ Speculative Realism] Now available to download for free (via Speculative Heresy)

Word from Urbanomic that Volume III of Collapse has sold out and is now available for free online. It includes the much-cited original Speculative Realism conference. Find it here. via Speculative Heresy Collapse III contains explorations of the work of Gilles Deleuze by pioneering thinkers in the fields of philosophy, aesthetics, music and architecture. In... Continue Reading →

Yokluk Olarak Varlık

Nesnelerin sadece birbirleriyle bağlantıları bağlamında bir anlam kazanmasının şart olmadığını, bilâkis bunun son derece teasadüfi ve tarihsel süreç tarafından koşullandırılmış felsefi bir varsayım olduğunu anladığımda, kendinde-şey’in, yani varlığı hiçbir şeyle ilişki içerisinde olmasına bağlı olmayan, varlığını çevresinden bağımsız ve çevresine kayıtsız bir biçimde sürdürebilen nesnelerin var olabileceğini de anlamış oldum. Zira herhangi bir nesne insandan... Continue Reading →

Life and Death in a Raving New World (via senselogic) + Being Without Thought: The Unconscious and the Critique of Correlationism (via Complete Lies.)

Life and Death in a Raving New World (excerpt from The Life Death Drives) 1. Freud and Einstein In 1931 the International Institute of Intellectual Cooperation invited certain intellectuals to communicate and think about the solutions to the problems facing the world. The First World War was over but the second one was already knocking... Continue Reading →

Philosophy as Biography by Alain Badiou + Postfelsefe nasıl hadım eder, ya da neden XI. tez tersine çevrilmeli üzerine (via Mutlak Töz)

• Philosophy as Biography • • Alain Badiou • "Nietzsche wrote that a philosophy is always the biography of the philosopher. Maybe a biography of the philosopher by the philosopher himself is a piece of philosophy. So I shall tell you nine stories taken of my private life, with their philosophical morality... The first story... Continue Reading →

Simon Critchley – To Philosophize Is to Learn How to Die (Video) + Creatureliness and Immortality + Method and Consequences of The Life Death Drives

Creatureliness and Immortality (via Speculative Humbug)  [I now think the opinions expressed here are massively too hasty - this issue of meaning and finitude requires a lot more thought - but I'll leave the original post up anyway.] I've just watched the first episode of this interview with Simon Critchley, and I thought I'd take... Continue Reading →

Artaud, Deleuze and The Will to Nothingness

I close the eyes of my intelligence, and giving voice to the unformulated within me, I offer myself the sense of having wrested from the unknown something real. I believe in spontaneous conjurations. On the paths along which my blood draws me, it cannot be that one day I will not discover a truth.[1]                     ... Continue Reading →

Bir Gözün İçinde Binbir Göz

Michel Foucault Hapishanenin Doğuşu: Gözetim ve Ceza adlı başyapıtında mimar ve düşünür Jeremy Bentham’ın yeni bir hapishane modeli olarak tasarladığı ve Panopticon adını verdiği, zamanına göre (Ondokuzuncu yüzyıl) devrimci sayılabilecek gözetim ve denetim mekanizmasını modern zamanlardaki iktidarın işleyiş biçimini gözler önüne seren bir metafor olarak lanse eder. Foucault’ya göre Panopticon mahkûmların hareketlerini, davranış biçimlerini ve... Continue Reading →

Bedensiz Organlar ve Daha Başka Paradokslar

Büyük evlerin küçük odalarında yaşadım, yüksek yerlerdeki alçak adamlarla tanıştım. Çocukluğum can sıkıntısıyla mücadele ederek geçti. Can sıkıntımı yenmek için savaş filmleri izlerdim. O dönemlerde Vietnam savaşı yeni bitmişti ve Amerikanlar savaş filminden başka film çekmiyordu. Savaştan dönüp de topluma adaptasyon sorunu çeken travma kurbanı, üzgün, gücünü yitirmiş, haksızlığa uğradığını düşünen bilge kurban-kahramanlar pek modaydı... Continue Reading →

Bilgi Perspektiftir: Nietzsche, Foucault ve Derrida

 Ünlü Fransız düşünürü Michel Foucault’nun eserleri bizlere Modernizmin bazı yanlarının keskin ve köklü bir eleştirisini sunar.[1] Modernizmin veya Modern diye tabir edilen bakış açısının tıkanma noktalarını saptayarak, “bilgi nedir?” sorusundan hareketle “aydınlanma nedir?” sorusuna yönelen ve bu soruyu What is Enlightenment? (Aydınlanma Nedir?) adlı yazısında yanıtlamaya girişen Foucault önce Kant’a alternatif ve sonra da “Geç-Modern”... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑