Sanat, Felsefe, Politika, Gezi ve Ötesi ~ Rancière, Žižek, Sloterdijk, Erdem, Acar, Jackson, Cage, Virno, Gržinić (Varlık, Eylül 2013)

mailing
Dosya: Sanat ve Politika – Jacques Rancière, Slavoj Žižek, Peter Sloterdijk, Cengiz Erdem, Barış Acar, Thomas H. Jackson, John Cage, Paolo Virno, Marina Gržinić

SANATIN POLİTİKASI / Dosya / Varlık – Eylül 2013

Sanatın Politikası – Barış Acar Sayfa:3

Gezi Direnişi’yle beraber sanat dünyasında, belki de uzun zamandır tanık olmadığımız kadar canlı bir biçimde, yeniden sanat ve politika ilişkisi konuşulmaya başlandı. Ne ki, konu üzerine giden çalışmalar, genellikle 80 öncesi sol gelenekten devralınmış politik sanat argümanlarını tekrar etmekten ya da soğuk savaş boyunca emperyalist dünyadan yayılan küçümseyici ciddiyetsizliği yansıtmaktan öteye gidemedi. Bunların dışında kişisel çabalarla sanatın politikasını ele almaya çalışan girişimler ve 21. yüzyıl aktivizminin sanatsal boyutunu değerlendirme çabaları da oldu elbet. Ancak çoğu zaman bu kişisel çabalar yeteri kadar destek bulamadı ya da sosyolojik saptamaların cazibesine kapılıp sanat alanını terk etmeye eğilim gösterdiler. Varlık dergisi için hazırladığımız “Sanatın Politikası” dosyası bu noktada sanatlar açısından geniş kapsamlı bir bakış ortaya koymayı hedefliyor. Kısa bir zaman aralığında, dergi yetkililerinin de büyük gayretiyle, şiirden müziğe, siyaset felsefesinden bilgi teorisine kadar konuyla ilgisi olduğunu düşündüğümüz önemli metinleri bir araya getirmeye çalıştık. Gezi Direnişi gibi tarihsel bir olayın ardından aynı kavram ve yöntemlerle eskide kalmış tartışmaları yinelemenin ötesine geçerek, sanatların içinde uzun zamandır soluk alıp vermekte olan politikayı, –Walter Benjamin’in öne sürdüğü terimle ifade edecek olursak– “şiirsel politika”yı ele almamızı sağlayacak bakış açılarını araştırmayı denedik. Gezi Direnişi’nin hepimize gösterdiği gibi, o ya da bu politikanın temsili olmayan, sanatın dünyada yer tutma biçimi ve kendi yapıp etme tarzından kaynaklanan poetik bir politika sanıyoruz ki o kadar uzak ve yabancı değil.

Duyuları Olanın Dağılımı: Siyaset ve Estetik – Jacques Rancière Sayfa:4

Sanatlar, egemenlik ya da özgürlük projelerine, olsa olsa verebileceklerini verirler, yani son derece basit bir dille söylemek gerekirse, onlarla paylaştıkları şeyleri verirler: bedensel konum ve hareketleri, konuşma işlevlerini, görülür olan ile görülmez olanın dağılımını.

Rancière’in Dersi – Slavoj Žižek Sayfa:8

Brecht, 1953 tarihli (1956’da yayımlanan) ünlü kısa şiiri “Çözüm”de, işçilerin isyanı karşısında Komünist nomenklatura’nın kibrini alaya alır: “Hükümetin halkı feshedip bir başkasını seçmesi daha kolay olmaz mıydı?” Ne var ki, bu şiir siyasal açıdan oportünist olmakla, Brecht’in Neues Deutschland’da yayımlanan Doğu Alman Komünist rejimi ile dayanışma mektubunun zıddı olmakla kalmaz (sözü dolandırmadan belirtmek gerekirse, Brecht iki yanı da idare etmek, hem rejime desteğini duyurmak hem işçilerle dayanışmasını üstü kapalı dile getirmek istiyordu, öyle ki kim kazanırsa kazansın, kazanan tarafta olacaktı), kuramsal-siyasal anlamda yanlıştır da.

Bilginin Kinizmi – Peter Sloterdijk Sayfa:14

Bilgi alanında kinik dürtünün tarihini yazmak isteseydik, bu tarih, yerginin felsefî tarihi, daha doğrusu yergisel zihnin fenomenolojisi biçimini alırdı; mücadele eden bilincin fenomenolojisi ve sanat dallarında düşünülen şeylerin tarihi (yani, sanatın felsefî tarihi) olurdu. Böyle bir tarih yazılmamıştır, ilkeler tarihsel dayanak olmadan anlaşılır kılınabilse yazılması gerekmezdi de.

Alain Badiou’nun Olay Felsefesi ve Gezi Ruhu’nun Hakikati – Cengiz Erdem Sayfa:18

Gezi Ruhu’nun evrensel bir hakikat formunda zuhur etmesi ise özellikle genç kuşağın iktidarın söylemlerini ironi ve mizah vasıtasıyla sürekli yapıbozuma uğratması ve internet üzerinden tüm o sloganları görselleriyle birlikte anında tüm dünyaya yaymaktaki başarısının ürünü olmuştu. Bu vesileyle de işte kısa sürede tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Direnişi dünyada yaşayan tüm muhalif kesimlerin takdirini toplamıştı.

Sanatın Politikası Nasıl Kurulur? – Barış Acar Sayfa:24

Hakikate ya da hakikatlere dair fikrimiz ne olursa olsun onun üzerine refleksiyonu öne sürerek nesneden uzaklaşan tutum yerine Rancière’in önerisi, nesneyi ve onunla kurduğumuz ilişkiyi düzenleme yeteneğimizle özneyi yeniden ele almayı sağladığı için ilgi çekicidir. Kendini “olay”ın içinde tanıyan/tanımlayan bu özne kanımızca Badiou’nun önerisinden de çok uzak değildir.

Ezra Pound’un Poetik Politikası – Thomas H. Jackson Sayfa:28

Pound’un düşündüğü dinamik gerçekliğin tutarlılığı, Konfüçyüsçülüğün farkına varmasına yardım ettiği tutarlılık, hayli incelikli bir türdendir. Pound, Yeats’in “düzen” denilen bir şeye karşı faşistçe düşkünlüğünü paylaşıyormuş gibi gösterilebilir. Ancak Pound için “düzen” hâlâ kinetik, dinamik ve karmaşıktır ve bunu anlayabilecek incelikte bir zihniyet gerektirir.

Amerika’da Deneysel Müzik Tarihi – John Cage Sayfa:32

Bir defasında da, Sri Ramakrishna’ya şöyle bir soru sorulmuştu: “Madem Tanrı iyi, dünyada neden kötülük var?” Şöyle cevap verdi: “Meseleyi derinleştirmek için.”

Virtüözite ve Devrim – Paolo Virno Sayfa:35

Radikal İtaatsizliğin, Ölçüsüzlük erdeminin yakın akrabası olduğu düşünüldüğünde, direniş hakkı “meşruluk ve “gayri meşruluk” açısından gayet güncel bir kavram hissi verir. Cumhuriyetin temeli iç savaş olasılığından kaçınır, ama sınırsız bir Direniş Hakkı’nı kabul eder.

Marina Gržinić ile Söyleşi – Barış Acar Sayfa:42

Bugün sanat ve beşeri bilimlerde yapılan şey kavramsal sonsuzluk, insan sonrası dönem yahut kavramsal anti-hümanizmaya yönelik bir araştırma süreci. Çünkü insan ırkı küresel kapitalist sistem için tek kelimeyle boğucu. Dünyanın çevresel bölgeleri için durum bugün daha iyi olabilir, ancak aynı zamanda ciddi bir yıkım, kıyım ve köleleştirme süreci ile de karşı karşıyayız.

Yazılar: Romancı Örnek Okuruna Yol Gösteriyor (Mehmet Rifat) – Mehmed Uzun’un Romanlarında Kadın İmajı (Mine Şengül) – Metin Kaçan’a Tanıklık (Demir Özlü) – Esneyen Adam’ın Başına Gelenler (Melike Belkıs Aydın) – Bellek Tutulması (Feridun Andaç) – Dil ile Anlam Arasında Mesnevî-i Manevî (Hayri K. Yetik) – Toplumcu Gerçekçi Edebiyatın Kurucu Kuşağından Sadri Ertem (Çiğdem Ülker) – Kalp Ağrısı’nda Sindrella Kompleksi (İlkim Odabaş) – Not Defteri (Hüseyin Yurttaş) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Şiir: Hüseyin Alemdar, Harun Atak, Yücelay Sal, Cenk Gündoğdu, Can Sinanoğlu, Aysar Küçükyumuk

Öykü: Deniz Özbeyli, Engin Barış Kalkan

Varlık Kitaplığı: “Haiku’ş” / Adil İzci (Mine Ömer) – “Geçmişin İçindeki Geçmiş” / Ebubekir Eroğlu (Atakan Yavuz) – “Görünen İnsan” / Bela Balazs (Nuriye Bilici) – Nurduran Duman ile Söyleşi (Gülce Başer) – “İnsanın Üşüdüğü Yer” / Cevat Turan (Ayhan Şahin) – Birgül Oğuz ile Söyleşi (Ayşe Aldemir) – Ali Budak ile Söyleşi (Hande Sonsöz) – Şiir Günlüğü (Gültekin Emre) – Yeni Yayınlar (Reyhan Koçyiğit)

Varlık bu ay da Bakış Açısı, Bir Bakışı Solduran Zaman, Not Defteri, Şiir Günlüğü köşeleri, Semih Poroy’un çizimleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

via Varlık Dergisi Eylül 2013 ~ Dosya: Sanatın Politikası

Direnişi Düşünmek: Taksim Gezi Olayları ve Ötesi ~ Alain Badiou, Işık Ergüden, Jean-Luc Nancy, Jacob Rogozinski, Bernard Stiegler, Ahmet Soysal, Slavoj Zizek ve Dahası

“DİRENİŞİ DÜŞÜNMEK” ONLARA ADANMIŞTIR

Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük,

Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz,

Medeni Yıldırım, Mustafa Sarı


“BURADA!”

“YAZIDA!”

EŞSİZ BİR OLAYIN İSMİ YAYILIYOR HER YERE

VE DÜŞÜNCE OLAYIN SÖZÜNÜ SAHİPLENİYOR.

DÜŞÜNCE GEZİ’DEN YENİ UFUKLARA AÇILIYOR.

OLAYIN RUHUNA BİR YOLCULUK:

FİLOZOFLARIN ÖZEL KATILIMIYLA

DİRENİŞİ DÜŞÜNMEK

2013 TAKSİM

GEZİ OLAYLARI

Alain Badiou, Volkan Çelebi, Gizem Çıtak, Işık Ergüden,

Gökhan Kodalak, Jean-Luc Nancy,

Jacob Rogozinski, Bernard Stiegler, Ahmet Soysal,

Gökbörü Sarp Tanyılız, Slavoj Zizek

Hazırlayanlar: Volkan Çelebi & Ahmet Soysal

İstanbul’da doğan bu toplumsal hareket korkusuzca desteklenmelidir ve yine bu nedenle bu hareket direnmekle yetin­memelidir: Bilgilerin ve bir taraftan tinsel olana çağrıda bulunup diğer yandan tüm tinsel hayatın yıkımını hızlandıran bir iktidarın temel zafiyetinin altını çizen zihnin savunusu için bir söylem geliştirilmelidir.

Bernard Stiegler

Ölüm, hayata dayanamaz. Karanlık, ışığı hoş görmez. Kış soğukları, baharın gelişinden nefret eder. Fakat hiçbir oyun oynanmadı, hala hiçbir şey kaybedilmedi. Boğaz’ın akıntılarına kan dökülmüyor. Her şey hala mümkün. Her ne olursa olsun bir gün bahar kışa üstün ge­lecek. Her ne olursa olsun Taksim 2013 halkların hafızasında kazın­mış olarak kalacak.

Jacob Rogozinski

Somut olarak bir ayaklanma biçimini taşıyan garip deney, varlığını sürdürmekte ve gelecek günlerde, haftalarda, hatta aylarda da sürdü­receğini göstermektedir. İnsanlar, sokağa çıkmanın zor olmadığını anladılar. Birlikten güç doğduğunu, ve büyük kitlesel güç karşısında iktidarların sarsıldığını gördüler. Bununla birlikte, umulur ki düşün­meye başladılar. Politik düşünce, neyin istendiğini formüle etmek­tir.

Ahmet Soysal

Eğitimli gençlik kendisini tarihsel bir ayaklanmanın diğer potansiyel aktör­lerine yaklaştıran yolu yaratmalıdır. Kendi toplumsal varoluşunun ötesinde hareketinin coşkusunu taşımalıdır. Geniş halk kitlelerinin yanında yaşamanın ve yeni politikanın pratik buluşlarını ve düşün­celerini onlarla paylaşmanın araçlarını bulmalıdır.

Alain Badiou

Gezi’deki insan nedir, kimdir? Bu ortaklığın maddesini ve ru­hunu nasıl düşünmeli?

Şimdilik kesin olan tek bir şey var: bu insan, bu madde, bu ruh neo-liberal kapitalizmin dünyasındaki insan, madde, ruh değil. O halde çekinmeden söylenmeli: şimdi bizim görevimiz gelmek­te olan bu insana, bu maddeye, bu ruha yer açmak. Onların birlikte vuku buluşunu/yer alışını düşünmek ve gerçekleştirmek. Yeni bir özgürlük rotası, yeni bir demokrasi haritası çizmek…

Volkan Çelebi

Protestoları Müslüman sessiz çoğunluk tarafından desteklenen İslamcı otoriter düzene karşı seküler sivil toplumun ayaklanması olarak sınırlandırmamak elzem­dir: resmi karmaşıklaştıran şey protestoların anti-kapitalist tepki­sidir (kamusal alanın özelleştirilmesi) –Türk protestolarının temel ekseni, otoriter İslamcılık ile kamusal alanın serbest piyasacı özelleş­tirilmesi arasındaki bağdır. Bu bağ, Türkiye konusunu çok ilginç ve etki alanı geniş bir hale getiriyor.

Slavoj Zizek

Hayatları yaşanılmaz hale ge­tirilen insanlar, kendilerini zaten kendilerine ait olan sokaklara atıp yaşanabilir hayatların mücadelesini vermeye başladılar.

Gökbörü Sarp Tanyıldız

Olay, olur; gelmektedir, eli kulağındadır; beklenmezken beklenip asla gelmeyen godot’dur, mesihtir, gelir ve geçer, “yıldızın parladığı an”dır, “son bakışta aşk”tır, eylemdir. Gelir, ama geldiği bilinmez, bi­linemez, hissedilir, sezilir, geldiğinde muhteşemliğiyle yaşayanlar­da, belleklerde, bilinçte, ruhta, tarihte– iz bırakıp gider. Yeterliliği, yetkinliği bundandır.

Işık Ergüden

Bir tek halk düşünür kendini ve tek başına kendine doğru yürür.

Jean-Luc Nancy

Gezi olayı öncelikle özne merkezli politik yapılanmaların, başkan­ları ve amirleriyle özdeşleşen hiyerarşik iktidar kurgularının ve tem­sili demokrasinin timsali olduklarını iddia eden otorite figürlerinin karşısına lidersiz, heterarşik ve başkaları tarafından temsil edilmek yerine kendilerini sahneye koyan yeni bir örgütlenmeyle çıktı.

Gökhan Kodalak

Önümüzdeki yıllarda Türkiye siyasi hayatının ve demokrasisinin ne yöne gideceğini bilemeyiz fakat emin olabileceğimiz bir şey var ki o da Gezi Parkı Direnişi sonuçlandıktan sonraki süreçte de direnme­nin devam edeceğidir. Yıllardır tepki göstermeyen, evlerine kapan­mış, ekranlardan başını kaldırmayan insanlar bir şeyleri değiştirebi­leceklerini gördüler.

Gizem Çıtak

via MonoKL

Toplumsal Paradigmanın Felsefî Düşünüşe Etkisi: Stoa ve Kant Örneği

Abstract

The Effect of Social Paradigm to Philosophical Thought: The Case of Stoa and Kant

With the city government in Ancient Greek giving its place to the central empire, the human should be redefined according to the new social paradigm. The Hellenistic philosophy could be considered as a product of this effort. A similar situation is at work also for the Europe after Middle Age. The downfall of the feudality, with the rise of the bourgeoisie instead of it, makes a new human definition mandatory in such a social condition. Enlightenment philosophy could be considered also a product of this effort. In this essay the similarities between two human definitions presented in two different time period are established, with Stoicism and Kant patterns.

Keywords

Ethics, Stoicism, Immanuel Kant, Hellenistic philosophy, Enlightenment philosophy.

Anahtar Kelimeler

Etik, Stoacılık, Immanuel Kant, Helenistik felsefe, Aydınlanma felsefesi.