Transendental Materyalizm, Diyalektik ve Plastisite (Johnston, Zizek, Malabou)

Adrian Johnston 2010 yılında Real Objects/Material Subjects adlı felsefi etkinlikte yaptığı Naturalism or Anti-naturalism? No thanks, both are worse: Science, Materialism and Slavoj Zizek adlı konuşmada Zizek’in ontolojisini neden Transendental Materyalizm diye adlandırdığını net bir şekilde ortaya koyar. Johnston’a göre özelde Zizek’in, genel olarak ise transendental materyalizmin amacı cogito gibi bir öznelliğin olumsuzlayıcılığının/olumsuzluğununmaddi varlıktan nasıl doğduğunu... Continue Reading →

Advertisements

Thinking the uncommon

In one of the most interesting post I have encountered recently in the blogosphere - Object-Oriented Psychoanalysis and Derridean Deconstruction - Cengiz Erdem argues that the common things of everyday existence are produced out of the depressive position or abnormalities. As the author comments, psychic development is complemented by the death drive. Whereas this relationship is... Continue Reading →

Conversation with Meillassoux (via Hyper tiling)

A very interesting conversation between Quentin Meillassoux, Robin McKay and Florian Hecker is available in pdf on the Urbanomic website (where, among other things, an interesting-looking forthcoming book on the philosophy of mathematics is announced). There is a lot of interesting material in it: many topics will sound familiar to those well acquainted with Meillassoux’s... Continue Reading →

Global Anormalleşme ve Ötesi (Aydınlanma, Post-yapısalcılık ve Eleştirel Teori)

Post-yapısalcılık adlı düşünce akımının son otuz yılda deforme olmakla kalmayıp özündeki ideoloji karşıtı duruşa son derece ters düşen bir şekilde yüceltilerek global kapitalizm dedikleri üretim ilişkileri biçiminin elinde şamar oğlanına döndürüldüğünü artık hepimiz biliyoruz. Ünlü Alman düşünürü Karl Marx’ın tarif ettiği biçimiyle kapitalizm, içinde bulunduğumuz şu günlerde çok daha vahşi bir hal almıştır ve karşıtlarını... Continue Reading →

Ölümlüler, Ölümsüzler ve Spekülatif Realistler

Zamanın Sonu ve Sonsuzluğun Başlangıcı [1]  Güneşin 4.5 yıl içerisinde sönmesi neticesinde dünyamızdaki yaşamın son bulacağı yönündeki spekülasyonların son dakika haberi olarak manşetlere taşındığı o mübarek gecede Dr. Lawgiverz bir yıl önce dünyadaki tüm televizyon ekranlarının bilinmeyen bir sebepten ötürü beyazlara bürünmesinin olası sebepleri üzerine derin düşüncelere dalmıştı. Hatırlanacağı üzere bir kitap önce televizyonları takiben... Continue Reading →

“Derrida” The Movie

"Derrida" The Movie différance “For Derrida, being is the oppositional conflict between binaries, but what is more real than even this duel of forces is the difference between them… But Derrida shows through his elaboration of différance that neither term in the binary truly conquers the other because both need the other in order to... Continue Reading →

Bilgi Perspektiftir: Nietzsche, Foucault ve Derrida

 Ünlü Fransız düşünürü Michel Foucault’nun eserleri bizlere Modernizmin bazı yanlarının keskin ve köklü bir eleştirisini sunar.[1] Modernizmin veya Modern diye tabir edilen bakış açısının tıkanma noktalarını saptayarak, “bilgi nedir?” sorusundan hareketle “aydınlanma nedir?” sorusuna yönelen ve bu soruyu What is Enlightenment? (Aydınlanma Nedir?) adlı yazısında yanıtlamaya girişen Foucault önce Kant’a alternatif ve sonra da “Geç-Modern”... Continue Reading →

Kudurmuş Yeni Dünyada Yaşam ve Ölüm

1. Freud ve Einstein 1931 yılında Uluslararası Entelektüel İş Birliği Enstitüsü birtakım entelektüelleri dünyayı bekleyen sorunların çözümünü düşünmek ve tartışmak amacıyla bir araya gelmeye davet etti. Birinci Dünya Savaşı sonlanmış ama ikincisi kapıya dayanmak üzereydi. Orta Avrupa’daki gelişmeler yaklaşmakta olan felaketin işaretleriydi. Einstein enstitünün iletişime geçtiği entelektüellerden biriydi ve Freud’u da katılımcı olarak enstitüye öneren... Continue Reading →

Ölümlü, Pek Ölümlü…

Hayatımın bu karanlık dönemi elbet bir gün sona erecekti. O vakte kadar yapmam gerekense kendimi bir ölümsüz olarak tahayyül etmek suretiyle ölüm, ölmek düşüncesini hayata geçirmeyi olasılıklar dışına hapsetmekti. Ne de olsa şimdiye kadar hiçbir ölümsüzün öldüğü, ölebildiği görülmemişti. Eğer bir ölümsüz ölebilecek olsaydı kendisine ölümsüz denemezdi herhalde. Her neyse, içinde bulunduğum günlerin karanlık oluşunun... Continue Reading →

Oyunu Bozmak, Oyunu Kurmak ve Reaktif Güçlerin Saçmalıkları

 Aslen Almanya doğumlu olmakla beraber çalışmalarının büyük bir kısmını İngiltere’de yalnızlık içerisinde sürdürmeyi seçen Melanie Klein çocuk psikanalizinin yaratıcısı ve en önemli kuramcısıdır. Freudcu psikanalizden radikal bir kopuş gerçekleştirerek anti-ortodoks, daha doğrusu a-ortodoks, yani durağanlık karşıtı, akışkanlık yanlısı bir duruşu benimseyen ve çocuk gelişimi ve pedagojisi üzerine yaşamı boyunca bıkmadan usanmadan araştırmalar yapan Klein’ın nesne-ilişkileri... Continue Reading →

Powered by WordPress.com.

Up ↑